BATIRMALI TÜP GEÇİT,İSTANBULU BATIRABİLİR…..

 

Prof.Dr.A.Ercan,(İTÜ) Jeofizik Kurumu Genel Başkanı

 

 İki buçuk(2.5)milyar dolarlık Marmaray tasarısının bir parçası olarak,Avrupa ve Asya banliyö ve demiryolunu birleştirecek ,800 milyon dolara çıkması ön görülen, Boğaz geçişi,bütün uyarılara karşın,jöle gibi oynak,denizaltı genç dolguları içine batırılmış yapay bir tüp geçitle yapılmasına karar verildi.JEOFİZİK KURUMU olarak,İstanbul’da yer altı yapılarının ,TC Bayındırlık ve İskan Bakanlığının da ön gördüğü,en az 7.5 büyüklüğünde bir depremin yaratacağı ivmeyi,ve en yüksek Boğaz akıntısının yaratacağı itmeyi karşılayacak biçimde yapılması gerektiği sık ,sık vurgulanmıştık. Ne yazık ki,daha kısa sürede,yalnız 480 milyon dolara ve%100 Türk teknolojisi ile Boğaziçi köprüsü altından ,geçecek 12 kilometrelik delme geçişli  geçit yerine, Üsküdar – Saray Burnu arasından %100 yabancı yatırımla(Japon) ve %100 sıvılaşma çekincesi olan batırma tünel seçeneği, bilim adamları ile sivil toplum kuruluşlarının olumsuz  görüşleri, yurt-yurttaş çıkarlarının korunmasını göz ardı ederek çarçabuk benimsenmiştir. Tüp geçite biçilen ömür yalnızca 100 yıldır.Türkiye bu borcu 40 yıl ödeyecektir.Tasarlanan İstanbul tüp geçitinin çekincesi,ABD San Francisco’da ki Bart ve Tokyo limanını geçen tüp geçitlerinkinden hidrolik,su derinliği ve deprem – akıntı koşulları bakımından daha yüksektir.İngiliz ve Fransızlar 30 yıl üzerinde çalıştıktan sonra ,20 km daha uzun Manş’ı delme ile ,Tokyo Körfezini duraksız geçecek yolunda,Danimarka’da Storebaelt Körfez geçişininde delme geçitle daha ucuz,daha güvenli,daha çevreci,daha dışa bağımsız olarak yapılmasına karar verilmiştir.

 

TC Ulaştırma Bakanlığının denetiminde giden üstermede(ihalede) ön elemeyi iki yapımcı ortak girişim kazanmıştır.Bu yapımcılardan ikisininde ortağı ayrı,ayrı birer Japon işletmesidir.Türk işletmeler ve ortak girişimler YAPI MERKEZİ-METİŞ-KİSKA (NTCM-Obayaski-Yapı Merkezi-Metiş-Kiska)ve diğeri GAMA-NUROL (TKCM-Taisei-Kumagai Gumi-Gama -Nurol) dur.

 

Batırma tünelin boyu 1600 metredir.Bunun 900 metresi çok yüksek sıvılaşma çekincesi içermektedir.Bu aşamadan sonra,eğer bu batık jöle ,tekniğe uygun olarak katılaştırılmazsa,deprem sırasında tüp yüzecek ve burularak kopabilecek, böylece Dünyanın en büyük bir kıyımlarından biri oluşacaktır.Batırılacak tüplerin her biri 109 metre boyunda,9x17 metre en kesitli,toplam sayısı 18 tanedir.Tüpler jöle içine kazılacak 8 metre derinlikli ,70 metre genişliğinde bir yuva içine oturtulacaktır.Betondan yapılacak tüp parçaları batırılarak ve dalgıçlarla birbirlerine dürbün gibi bağlaçlarla birleştirilerek bir iç içe geçmeli geçit oluşturulacaktır.Yaklaşık 1.6 milyon metreküplük kazı çamuru nereye atılacaktır ? Denize atılırsa ekoloji durumu ne olacaktır ?Tüp bağlaçların deprem sarsıntısı sırasında ayrılmama güvencesi var mıdır ? bilinmiyor.Kıyıya bağlama yerlerinde su sızması ve kopma güvenliği sağlanmış mıdır ? bilinmiyor.Tren kazaları,havalandırma,yangın olasılığı nasıl çözülmüştür bilinmiyor.Parsons işletmesince yapılan deprem hesaplarında,tüp geçite gelecek deprem ivmesi beklenenden üç kat daha küçük alınmıştır(0.12g).Bu kadar depremcinin bulunduğu bir ülkede bu öngörüler için neden yapancılar kullanılmıştır?ayrıca sonuç neden yanlıştır?Bu durum büyük bir kırımla sonuçlanabilir.

Elemeyi kazananlardan  ortak girişimlerden birisi,1.650 bin metre küp sulu yüzen dolguyu tarayıp atarak ve toplam 40 bin metre uzunluğunda 350 bin metreküplük kum kazık yaparak jöleyi katılaştırmayı düşünmektedir.Kum kazıkların çapı 120 santim ,boyu 10 ile 20 metre,oyma aralığı 2.7 ile 3.4 metre olacaktır.Diğeri ise, Boğazın yalnızca 400 metresinde 72 bin metreküplük dolgu iyileştirme çalışmasını 70 santim çaplı,toplam 2700 tane ,her biri 8.7 metre boylu ve 1.8 metre aralı sürme kazıklarla yapmayı tasarlamaktadır.İkincisinin jölenin  sıvılaştırmasını önlemek için iyileştireceği boy birincisine göre 500 metre daha kısadır.Gerisi niye iyileştirilmemektedir ?.Batırma geçitin çıkış tutarı,birincisinde 27 milyar yen,ikincisinde 17,1 milyar yendir.Açıkçası birincisi,ikincisine göre %57 pahalıdır.Toplam iş çıkışında ise birincisi ile ikincisi arasındaki ayrılık  yaklasık % 8,2 ‘dir.Bu çok küçük bir ayrılıktır.Ancak hangisinin tasarısı yeterli güvenliği sağlıyor bu daha önemlidir.Batırma tüp geçitin kıyıdaki kaya bağlantılarının nasıl yapılacağı ayrıca çok önem içermektedir.Kötü tasarlanmış bağlantı yerlerinin depremde kopma olasılığı yüksektir.

 

Boğaz köprülerinden her gün 975 bin yolcu geçerken,karşıdan karşıya tren yolcusu yalnızca 570 kişi ve 90 kamyon eşdeğeri yüktür.Öte yandan Marmaray banliyö kuşağını kullanan günlük yolcu sayısı 60 bindir(1999).Köprülerden geçişin yüzde 51’i otobüslerle yapılmaktadır. Tüm köprü,gemi gibi araçları kullanarak karşıdan karşıya geçen günlük yolcu sayısı 1999 da 450 bin kişidir.Gidiş dönüş düşünülürse 900 bin ,belki bu gün için bir milyon kişidir.Bu İstanbul nüfusunun yüzde 8,5 ğudur.Kısaca bu tüp geçit ,İstanbulun en çok yüzde 4,25’ine hizmet edecektir.Açıkçası İstanbulda asıl yolcu ağırlığı,Söğütlüçeşme –Zincilikuyu arasındadır. O nedenle,delme geçit Boğaziçi köprüsü altından geçmeliydi.Ayrıca tüp geçit içinden 1.5 dakikada bir geçmesi düşünülen metro treni için, bir çift demiryolu varken,uluslar arası tren hangi raydan hangi sürede geçecektir?

 

Gelin,bu büyük yanlıştan Türkiye’mizin çıkarları için vazgeçelim.Kendi emeğimizle,kendi paramızla yer altı delme geçiti yapalım.Bu gün İstanbul’da olacak bir depremden kaç kişi göçüntü altında kalacak hesabı yaparken,birde burkularak kopmuş bir tüp içindeki kıyımdan söz etmeyelim.

Yok illede tüp geçit yapacağız diyorsanız,ikisi arasında akçal bakımdan çok ayrılık olmayan önerilerden illede ucuzunu değil güvenlisini seçelim.Seçici kurul içinde Mühendis ve Mimar Odaları,Dernekler,Üniversiteler,Uzmanlar bulunsun.Yöntemlerin doğruluğu tartışmaya açılsın.Toprağın sıvılaşmayacağını ve geçitin burulup kopmayacağına inandırılalım.İşin Türk gücü ,Türk önerisi doğrultusunda neden daha ucuza,neden daha güvenli ve çabuk ,neden yurt dışına bağımsız olarak yapılmadığına bizi inandırsınlar.Çok geç olmadan.Bu İstanbul bizim,bu insanlar bizim insanlarımız,bu yurt bizim.Biz için ,biz karar verelim.Burası Atatürk’ün ülkesi değil mi ?