SİNOPTA PETROL

 

Günümüzde uluslararası petrol işletmeleri, petrolün aranmasından pazarlamasına dek olan tüm etkinliklerin yanı sıra, elektrik içinde tüm güre(enerji) işletmelerini içlerinde toplayacak biçimde  yapılanmaya ve koskocaman güre üretim işletmelerine dönüşmeye başlamışlardır.

2004 yılına 70 milyon nüfusla giren Türkiye ekonomisinin büyümesi yüzde 5 ile yüzde 7’dir. ABD ve İngiltere’ye göre Türkiye yersuda(dünyada) tecim büyümesi olarak ilk 10’a girmektedir. Türkiye’nin güreye (enerjiye) olan gereksinmesi 2010’da yüzde 75 artacaktır. 2001’de doğalgaz dış alımı yüzde 100 olarak 15 milyar m3’ten 31 milyar m3’e tırmanmıştır. Yıllık petrol tüketimi 28-29 milyon ton olmakla birlikte 2010 yılında yüzde  47 artışla 41.5 milyon tona varması beklenmektedir.

Türkiye’de Petrol Aramaları

 

Atatürk’ün buyruğuyla 1926’da çıkan petrol yasası ile MTA petrol aramaları uğruna kurulmuş ve bu görevi  1935-1954 arası üstlenmiş Türkiye’de petrol aramıştır. 1940’ta ilk kez petrol bulunmuştur. 1951’de MTA Garzan’da bulduğu petrolle toplam petrol birikimi (rezervi) 10 milyon tona ulaşmıştır. 1954’de Petrol ve Doğalgaz arama görevi MTA’dan alınarak TPAO’ya aktarılmıştır. Ayrıca TÜPRAŞ, BOTAŞ, PETROL OFİSİ, PETKİM kurulmuştur.

Petrol Ayırtmaçları. Önce İstanbul’da sonra Batmanda kurulan petrol ayırtaçlarında (rafineri)1942’de günde 10 ton, 1956’da günde 1000 ton, 1956’da Aliağa, İzmit ve Orta Anadolu ayırtaçların katılımıyla yılda 1.1 milyon ton petrol ayırmıştır.

Petrol Buluntuları.1935’den beri petrol arayan Türkiye, 1940’da MTA’nın Raman’da ve 1951’de Garzan’da bulduğu (toplam 10 Milyon ton’luk birikimli) en büyük yataklardan sonra ne yerli, ne de yabancı kuruluşlarca Güney Doğu Anadolu’da irili ufaklı, küçük, orta boy yataklar dışında ne Trakya, ne Doğu, ne Karadeniz ve Akdeniz, ne İç Anadolu’da önemli bir petrol yatağı ile karşılaşamamıştır. Türkiye’nin bugüne dek bulduğu petrol ve doğal gaz yatak sayısı 115’dir (6). Bunların 33’ünü yabancı 82’si yerli kuruluşlarca bulunmuştur. 1954’den beri yalnızca TPAO ; 4130 takım / aylık yerbiçin (jeofizik), 3273 takım / aylık yerbilim (jeolojik) aramalar sürdürmüş, bunun sonucunda 1998’e dek 5.662.812 metre arama delgisi yapılmıştır. Ortalam boyu 3 km den yılda 43 ile 46 kuyu delinmiştir. 

Türkiyede Kaç Yatak Bulundu ?.1935’ten 2000 yılına değin Türkiye’de bulunan petrol ve doğalgaz alanı sayısı 115’dir. 61 petrol ve 14 doğalgaz alanı TPAO’yu 33’ü yabancı işletmelerce bulunmuştur. TPAO’nun yıllık ortalama petrol üretimi 65-68 milyon ton, yabancıların ise 47-50 milyon ton dolayındadır.

 

 

Üretim ve Tüketim

Yeryüzünde kişi başına tüketim 0.83 ton/yıl iken Türkiye’de 0.53 ton/yıl ile ortalama gerisindedir. Toplam işlenmemiş petrol üretimi bugüne dek(1935-2004) 115 milyon ton, Kuzey Marmara denizinden doğal gaz üretimi 800 milyon m3/yıldır. Günümüzde petrol tüketimimiz yılda 27-28 milyon ton olup, bunun yılda 3.5 milyon tonu yerli kaynaklarımızdan karşılanmaktadır. Yerli üretim, ulusal gereksinmenin %11 ile % 14’ünü karşılamakta % 86-% 89’u dış alımla karşılanmaktadır. Türkiye’de birincil güre(enerji) tüketiminde petrolün oranı % 46’dır. İşlenmemiş petrolü ayıran kurgularımızın arıtma-işleme  yetisi yılda 402 milyon tondur.

Petrol Taşıyan Boru Yolları.Türkiye Kerkük petrolünün Ceyhan’a akıtılmasından yılda 0.6 milyar dolar taşımacılık tutarı kazanmaktadır.Uzunluğu 1743 km olan Bakü-Ceyhan kapasitesi 50 milyon ton / yıl olacak. İlk petrol 2005’de akacaktır. Boru yolunda Türkiye’nin oranı yalnızca %7.5’dur. Güney Kafkas Doğalgaz Boru yolu ise 20 milyar m3 / yıl gaz taşıyacaktır (19).

 

Türkiye’nin Petrol Varlığı

Yeraltında Kalan Bulunmuş Petrolümüz Ne Ölçüde ?.Bugüne dek yapılan jeofizik ve jeolojik çalışmalar  sonucunda  ülkemizin toplam üretilebilir petrol birikiminin yaklaşık 35 milyon ton kaldığını göstermiştir. 1948’den 2000’e değin Türkiye’nin ürettiği toplam işlenmemiş petrol 115 milyon tondur. Yıllık üretimi ise 3.6 milyon tondur. Her yıl Türkiye’nin petrol dışalım gereksinmesi 28 milyon tondur. Kalan doğalgaz birikimi ise 10 milyon metre-küp olarak belirlenmiştir. Başka bir deyişle toplam petrol birikimimiz yalnızca  iki yıllık petrol tüketimimize  eşittir. Kalan petrolü ise on yıl sağdıktan sonra , yeni alanlar bulamazsak üretim bitecektir. Türkiye’nin yıllık petrol tüketimi 28milyon ton iken, doğal gaz tüketimi ise 12 ile 15 milyar m3 tür. Bunun parasal karşılığı 5,5-6 milyar dolar, bu yıl ise 12 milyar dolar dolayındadır. Bu oran, ulusal yıllık gelirin yüzde 2-2,5’ğudur. Toplam tüketimde yerli üretimin oranı toplam tüketimde yerli üretimin oranı yüzde 11 ile 14; dış alım oranı ise %87-88’dir. Türkiye’de birincil güre üretiminde petrolün oranı %46 gibi çok yüksektir.  Petrol tüketiminin %89’a, doğal gaz tüketiminin %94’ü dış alımla karşılanmaktadır. Diğer bir deyimle Türkiye akaryakıt bakımından %90-%95 dışa bağımlıdır. Türkiye’de tükettiren işlenmemiş petrolün %26’sını güre üretim ve çevrim işinde % 24’üne yakınını ise sanayide kullanıyorlar.

TPAO’nun Petrol Aramalarına Yatırımı.  Ülkemizde jeolojik ile jeofizik çalışmalar ile arama ve üretim delgileri yerine göre %85-90 kadarını gerçekleştiren TPAO’nun kaynak bulmadaki zorlukları nedeniyle yurtiçi yatırımlarımızın oldukça gerilediği görülmektedir.

Üretim için Yatırım Tutarı. 1992’de Türkiye’de bir ton (6.9 varil yada 1097.1 litre) petrol üretmek için tüketilen akçal yatırım 50 dolar dolayındadır. Diğer bir deyimle 0.045 dolar/litre, ya da 7.2 dolar/varil. 2003 için 8.3 dolar / ton, 1.2 dolar / varil, ya da 0.0011 dolar / litredir. Ancak üretim artışı yok denecek dek azdır. İşte kendi ülkemizde varilini 1.2 dolara ürettiğimiz petrolü bugün için 55 dolara dışarıdan alıyoruz. Türkiye kullandığı petrolü kendi topraklarında üretmediği için yıllık akçal yitimi 12 milyar dolardır. Litresini 0.0011 dolara ürettiğimiz petrolü ise, işledikten sonra ortalama akaryakıt duraklarından 1.5 dolara (1000 kat pahalıya) satın alıyoruz.

Petrol Üretim Çıkışı (Maliyeti).Türkiye’de (TPAO) bir varil petrol üretim tutarı, yerine göre 4 ile 5 dolar iken yerine göre 18 dolardır. Ortalama 10-12 dolar diyelim. Türkiye’nin yurtiçi petrol aramaları için yatırımı 1992’de 182, 1997’de 58, 2001’de 30, 2002’de 30 milyon dolara düşmüştür; 2003’de 100 milyon dolar, 2004’de sınırsız olduğu söyleniyor (10).  Yatırımların üçte biri yerbiçin ve yerbilim (jeofizik ve jeolojik) aramalara, üçte ikisi delme işlerine gitmektedir. Amaç, bulma başarısını arttırmaktır. 2003’de biri Kars’da 23 kuyu açılması düşünülmüştür. 2000-2003’de Türkiye’de petrol aramaları için 100 milyon dolar yabancı yatırım geldi.

ABD bir yılda 8-9 bin, kuyu vuruluyor (19). Türkiye’de yılda 46 kuyu kazılarak, toplam boyu 86 000 metre delinir. Açıkçası daha çok araştırma ve daha az kuyu ile petrole ulaşmak gerekir. Böylece arama giderleri düşecektir. Arama diye anılan bu giderlerin çoğu çalışanların aylığı, korunçu (sigortası) ve bindirme (overhead) giderleridir. Türkiye, yeryüzünün en bilgili jeofizik ve petrol sayışmanlarını (mühendis) edinmiş olmasına karşın, yatırım kısıntısı nedeniyle kendi ülkesinde petrole ulaşamamaktadır.

Bölgelerin Üretim Oranları.Türk yurdunda, petrolün yüzde 98’i Güney Doğu Anadolu’da, yüzde ikisi Çukurova ve Ergene’de üretilmektedir. Günlük üretimi yalnızca 68 bin varildir.

Kaynak Ömrü. Yeraltı kaynaklarının ömrü, petrolde 10 ile 40, doğalgazda 62, kömürde, 250 yıldır. 2002’de petrol tüketimi 26 milyon ton olmuş, % 92’si dışalımla karşılanmış (19). Doğalgaz Tüketimi ise 17.3 milyar (m3) olup, % 98’i dışarıdan karşılanmıştır.

TÜRKİYE’NİN PETROL KULLANIMI

Türkiye tüketiminin % 11 ile 14’ünü kendi topraklarından üretiyor. Bu da yılda 2.5-3 milyon ton (17-20 milyon varil/yıl) tutuyor. Yani TC’nin yıllık üretimi Amerikanın 1.5-2 günde kullandığı orana eşit. Yıllık üretimin toplam ederi 500 milyon dolar düzeyinde. Türkiye’nin bir yılda ürettiği karayağı (petrol) Irak, kısık dönemde bir hafta da üretiyor. Irağa göre, üretimi 52 kat az olan Türkiye’nin bilinen birikimi yaklaşık Irak’ın 375 de biridir. Türkiye petrol gereksinmesinin % 89-90’ını dıştan karşılıyor. 2002’de 27.5 milyon ton (190 milyon varil) işlenmemiş petrol kullandı, 25 milyon tonunu (172.5 milyon varil) dışarıdan aldı. Günlük tüketimi 0.52 milyon varil. ABD bir günde Türkiye’nin kullandığının 18 katını kullanıyor. Türkiye 2002’de petrol alımına varil başına 26 dolardan 4.5 milyar dolar ödedi. 2003’de, 5.7 milyar dolar; 2004’de 12 milyar dolar ödedi. Petrol üretiminin % 48’i Adıyaman’da geliyor. TPAO’nun yıllık üretimi 20 milyar varil / yıldır.

TÜRKİYE’DE KAYA YAĞI NEREDE ?

Üç yanı denizlerle, dört yanı kaya yağı  ve uçun  alanlarıyla çevrili Türkiye’de, 1940’da bulunan Raman yataklarının dışında neden kaya yağı bulunmadı?

Bu gün için TPAO kaya yağı aramada erekleri ; denizde, İstanbul-Giresun arası , TPAO izninde, Giresun-Artvin ,TPAO-BP, ortaklığında olmak üzere iki bölümlüdür (19). Karada ise, Ardahan, Kars-Digor, Erzurum, Muş-Varto, Diyarbakır-Lice, Çorum batısı, Kuzey Anadolu Kırığı- Doğu Anadolu Kırığı( KAK-DAK) kesim yeridir. Zorlu Enerji Gurubu’da Marmara Denizinde kaya yağı arama izni almıştır.

  Türkiye’nin bugüne dek, üstüne düşülen iki alanı; Güneydoğu Anadolu ve Trakya’dır. Her iki bölgede kaya yağı 1200-1300 metre arasında aranmış ve küçük yataklar bulunmuş, ancak daha derine inilememiştir. Trakya’da 2500 ile 3000 metrede uçuna(gaza) erişilmiştir (2).Türkiye’nin yeni kaya yağı arama erekleri 3 km’nin  altında olmalı, Paleozoik ana kayası içine bile bakılmalıdır (2). Yeryüzünde kaya yağı bulunduran kayaçların % 58’i Tersiyer, % 18’i Kretase, % 9’u Jura-Triyas, % 5’i Paleozoyik yaşlıdır. Türkiyenin bir çok yerinde topraktan yüzeye kaya yağı sızıntıları, uçun boşalımları vardır. Yüzeyde sızıntı varsa, aşağıda kazan var demektir.

KARADENİZ KARA BÖLGESİNDE KAYA YAĞI

Kuzey Anadolu Kırığının kuzeyindeki yerkabuğu okyanus kökenli olması nedeniyle kaya yağı bakımından daha umutludur.

Doğu Marmara’da kabuk ince olup, Moho derinliğine dek, yüzeryuvara(astenosfer) değin kalınlık Karasu-Akçakoca, dolayında 32 km iken güneye doğru kalınlaşmaktadır. Sarsım tezlikleri üst kabukta 3.8 – 4.8 km / sn aralığında, alt kabukta 6.2-6.8 km / sn, Pn güneyde 7.75 Akçakoca dolayında 7.95 km / sn’ dir. Doğu Marmara’da ve Kocaeli yarımadasında Curie sıcaklığı  en çok 14 km bulunmuştur. Bu derinlik İstanbul altında granitik kabuk dibine denk gelmektedir (3). Olağan kapar eğim açısı 55° iken, bugün 42-43° olması, Doğu Marmara’nın kuzeye doğru büzüldüğünü ve ters ödçek(saat)  yönünde dönmeler olduğunu gösterir.

 

Batı Karadeniz (Karasu-Akçakoca-Zonguldak) Bölgesi

Geçmiş yıl içinde Akçakoca’da uçun yatağı bulunmuştur. Bu uçun  Paleozoik yaşlı dolomitleri kesen kırık boyunca gelmektedir. Paleozoyik birimlerin üzerinde yanardağ kayaları örtmektedir. Bu bölgedeki yaygın taş kömürünün kaya yağı  ile olan ilişkisi araştırılmalıdır. O nedenle Paleozoik ve Karbonifer birimleri ve Devoniyen dolomitleri kaya yağı ve uçun  bakımından umutludur. Bu alan Sakarya çukuru boyunca Akyazı ve Sapanca gölüne doğru uzanabilir. Kaldı ki, Şile-Tuzla ve Karasu-Hereke arasında ki, yüksek kapar belirtili kırıklar (7) bu kuşaklar boyunca uçun  ya da kaya yağı varlığını gösterebilir (Görüntü 3). Uçun yatakları Sakarya ırmağı çökelleri tabanında Akyazı ve Pamukova’ya doğru uzanması beklenmedik bir durum değildir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Karadeniz Bölgesinde Kömür  Uçunu (Gazı)

 

Karadenizde, Akçakoca açıklarında yapılan delgilerde uçun ile karşılaşılmıştır. Bu uçun kayayağı kökenli olabileceği gibi kömür kökenlide olabilir. Acaba Akçakoca’da bulunan uçun, Zonguldak kömürlerinden arda kalan uçunmudur ? Eğer öyleyse Türkiye için bu bulgu apayrı çok önemli sonuçlar yaratacaktır. Araştırmacı Sayın Bilmen M.Y. Yalçın’ın bildirimlerine göre durum çok ümit vericidir(. Ondan aktararak duruma bir bakalım.

               

Kömür Uçunu Nasıl Oluşur.Bitkisel yığışımların, turbadan başlayarak linyit, taşkömürü evrelerinden geçerek antrasite dek uzanan kömürleşme evriminde, başlıca metan, diğer hidrokarbonlar, karbondioksit, nitrojen ile su oluşur. Kömürleşme süresinin tümü gözetildiğinde, bir gram kömürden oluşan metan oranı 100 cm3 ‘e ulaştığı görülür. Bir diğer deyişle ile bir ton kömürden 100 m3 metan oluşur.

 

Uçun Birikimi.Oluşan metanın büyük bir bölümü kömürün çok küçük  gözenekli yapısından kaynaklanan olağanüstü yüksek emme yeteneği nedeniyle, yine kömürün içinde birikebilmektedir. Bir ton kömürde gözenekcikler çevresindeki organik özdek yüzeylerinde soğurma yoluyla tutulan uçun oranı 30 m3 ‘ü bulabilmektedir. Görüldüğü gibi kömürün uçun tutma becerisi oluşturabileceği metan oranından küçüktür. Oluşan metan oranının, kömürün soğurmayla tutabileceği oranın üzerine çıktığı durumlarda, arda kalan uçunun küçük bir bölümü ortamdaki suda çözünmekte, geri kalan önemli bölümü ise özgür uçun olarak  büyük gözenek ile çatlaklarda birikmeye başlamakta sonra göç ederek, ortamdaki diğer kayalarda, ayrıca, varsa  uçun oluşturma aşamasına gelmemiş kömürlerde birikebilmektedir.

 

                Böyle bir sürecin gerçekleşmesi için gerekli , uygun koşulların bulunduğu ortamlarda kömürden türeyen uçunun oluşturabileceği iki ayrı yeraltı varlığı ortaya çıkmaktadır.  Bunlardan biri kömür kökenli gazın yine kömürün bünyesinde soğurulma yoluyla tutulması sonucu oluşan uçun yataklarıdır. İngilizce’de “Coal bed Methane-CBM” “Coalbed Gas” gibi adlarla  anılan bu yeraltına Türkçe’de  Kömür Kökenli Doğal Uçun, kısaca Kömür Uçunu denir.  Diğeri ise kömürden kaynaklanan uçunun çevredeki gözenekli ayrıca geçirimli biriktirici kayalarda, elverişli kapanlarda özgür uçun evresi olarak birikmesiyle ortaya çıkan, bu  anlamda alışılagelmiş doğal uçun alanlarıyla bir olan yataklardır. Bu iki yeraltı varlığı arasındaki ana ayrılık, ilkinde biriktirici kayanını kömür, birimin  soğurma ile oluşu, diğerinde ise biriktirici kayanın kumtaşı, kireçtaşı gibi olağan kaya, birimin özgür uçun evresi biçiminde  olmasıdır.

 

Uçun Üretimi. Doğal uçun alanlarında üretime açılan kuyulara uçun,  kendi kendine girerken, kömür uçunlu alanlarda, kömür katmanı içine soğrularak tünemiş yerlerde ise, gözeneklere yuvalanmış uçun  kuyudaki basıncın düşürülmesi ile elde edilir. Basıncı düşürülmesi çıkarımların suyun basılmasıyla sağlanmaktadır. Bu nedenle de kömür uçunu üretim kuyularında uçunu üretimi çoğun birkaç ay boyunca suyun basılmasının ardından gerçekleşebilmektedir.

 

 ABD ‘de 1980’li yılların sonunda açılan kuyularda kömür uçunun üretimine başlanmış , izleyen yıllarda da sürdürülen araştırma geliştirme çalışmaları sonucunda 1989’da 105 Milyar m3 olarak saptanmış görünür birikim 2002’de 527 Milyar m3 ‘e; 1989’da 2.6 Milyar m3 olan yıllık üretim oranı da 2002’de 46 milyar m3 ‘e yükselmiştir. Girişimler sonucu, ABD de kömür uçununun oranı, görünür doğal uçun birikimininin %10 ‘una ulaşmıştır. Günümüzde Çin, Rusya, Kanada, Avustralya, Polonya gibi ülkelerde kömür uçunu üretimi yapılmaktadır.

 

Türkiyede Kömür Uçunu. Zonguldak yöresindeki kömürlerin büyük bir bölümü doğal uçun oluşturacak kömürleşme düzeyine ulaşmışdır. Kömürlerin, çökelimsel  konum ile derinliklerine bağlı olarak, günümüze dek 75 ila 200 m3/ton kömür arasında değişen oranda uçun türettikleri saptanmıştır. (Yalçın vd. 1994;2002). Oluşan bu uçun oranı, kömürlerin 20-25 m3/t kömür olarak saptanmış soğurma becerisinin çok üzerindedir. (Gürdal ile Yalçın, 2000). Bu nedenle uygun koşullar bulunduğunda, Karbonifer yığışımındaki kömür dışındaki diğer kayalarda da kömür uçunu birikimleri  bulunabilir. Ayrıca, artık uçunun doğal uçun yatakları da oluşturabilir. Kömürler içinde gram kömür başına 10 cm3 ‘e varan oranda metanın bulunduğu saptanmıştır. (Hoşgörmez vd., 1998, Yalçın vd.,2002). Bu da bölgede önemli bir kömür uçunu varlığının bulunduğunu göstermektedir.

 

                Yerinde uçun oranının ne oranının üretilebilir olduğu da birikimin gerçek boyutlarının saptanması bakımından önemlidir. Üretilebilir uçun oranının ise; kömür damarlarının kalınlık, yanal süreklilik ile gözenekcik yapısı, ortamdaki sıcaklık ile basınç, damarlardaki su oranı, uçunun özmük bileşimi ile metan, etan, propan gibi kokak( hidrokarbon) uçunlarının yanı sıra karbondioksit, azot gibi uçunların da bulunması durumunda bunların yüzdelerine bağlıdır.

                TTK’ca yapılmış çalışmaya olası kömür birikimi 1.3 milyar tondur. Tüm  kömür damarlarının –1200 m den daha derinde de sürdüğü göz önüne alınırsa, toplam kömür birikiminin bu 90 milyar tona çıkabilmesi de olasıdır. Bölgede 10 milyar tonluk bir kömür birikiminin bulunması durumunda, en kötümser beklentiye  göre bölgedeki uçun oranı 100 milyar m3, iyimser beklentiye göre 300 milyar m3, çok iyimser beklentiye göre ise 600 milyar m3’tür. Bölgede  bir tane bile kömür uçunu üretim kuyusunun bulunmayışı kestirim yapmayı güçleştirmektedir. Bu oran gözetildiğinde , bölgede  kömür oranının da  10 milyar ton olduğu varsayıldığında, üretilebilecek uçun oranı 50 ile 300 milyar m3 arasında değişecektir.

 

 

 

Orta Karadeniz Karasal Kaya Yağı  Bölgeleri

Sinop-Boyabat arasındaki Ekinveren Kırığı uzun yıllardır. Kaya yağı sızıntısı vermektedir. Sığda püskürük kayaçlarla örtülen Akveren kireçtaşları ve onun altındaki Çağlayan kumtaşları kaya yağı-uçun bakımından umutlu düzeylerdir. Ilgaz dolgun kayasının altında da kaya yağı bulunabilir. Burası BP’nin arama alanı içindeydi. Akveren ve Çağlayan birimlerinde kaya yağı-uçun belirtileri ile karşılaşılmasına karşın baysıl (varlıklı) bir kaya yağıyla karşılaşılmamıştır. Ekinveren ters kırığı gibi kırıklar altında kaya yağı  yatağına girilmemiştir. Yemişliçay püskürükleri altında kaya yağı  bulundurabilecek iken BP yeterli kuyu delmeden, alanı bırakmış; çalışmalarını Doğu Karadeniz deniz içine doğru yöneltmiştir. Buna neden olarak BP yerbilimcilerinin yeterli bilgi donanımlı olmaması nedeniyle, alanın Androsof yapısını doldurabilecek kaya yağı  getirici kaynak kayadan yoksun olduğu düşünmeleridir. Türk uğraşdaşları ise, BP’yi inandıramadıkları için BP yeni kuyular kazmayı denemekten kaçıp alandan uzaklaşmışlardır. Sinop-Boyabat alanı iyi çalışılırsa,  derinden kaya yağı alma umuda güçlüdür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Doğu Karadeniz Karasal Kaya Yağı Bölgeleri

Samsun doğusunda yeralan bu bölgede Kretase-Jura birimleri kaya yağı  yataklaşmış olabilir. Ne var ki bunların üzerinde değişen kalınlıklarla gelen püskürük kayaçlar sarsım yöntemlerin uygulanmasını sınırlandırmaktadır. Buralarda uçaktan kapar, yerçekimi, irkitik-kıvıl(MT),doğru akım kıvıl gibi birleşik yerbiçin yöntemler uygulanmalıdır.

Batı Karadeniz Deniziçi

Batı Karadeniz’de 50 metre derinde 350 kg’lık patlamalar  yaparak yerin derinliklerine yollanan sarsım dalgalarının derinden dönüşümüne bakarak belirlenen ortalama kabuk kalınlığı 32 km’dir (13). Kaya yağı içerebilecek, yapı kalınlığı 7 ile 17 km arasında değişmektedir. Sakarya ağzı ve Akçakoca açıklarında derindeki Paleozoik yaşlı birimler ve Akveren-Çağlayan birimleri kaya yağı bakımından umutludur. Karada gözlenen dolomitlerin denizdeki süreği de ışık vermektedir. Bu birimleri incelemek için deniziçi (offshore) derin jeofizik ölçüler (sismik yansıma) yapılmalı ve bu birimlerin izleri kovuşturulmalıdır. Akçakoca-1 kuyusunda 1 km derinde karşılaşılan uçun çok iyi bilinen bir kırık kuşağından gelmektedir. O nedenle bunun Akyazı’ya doğru süreğinde de uçun olabilir.

Orta Karadeniz Deniziçi

Sinop-Samsun arasında kuzeybatı – güneydoğu yönünde uzanan Archangelsky adı verilen yaklaşık 100 km boyunda bir yükselti vardır. Bu deniz yüzeyinden yaklaşık 4 km, deniz tabanından 2 km derindedir. Jeofizik kesitlerde bu yükselti püskürük kayalardan oluştuğu sanılsa da, bunun altındaki Kretase-Jura yaşlı birimler kaya yağlı olabilir. Üstteki çökellerde varlığı belirlenen “yanar buzlar” (uçun hidratlar-donmuş CH4-metan ve su karışımı) burada kaya yağı  varlığını güçlü bir belirtisidir (Karalama 6).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Doğu Karadeniz Deniziçi

Azerbaycan’ca Kura çukurunun KB uzanımı Batum’dan Kuzey Karadeniz –Kırım-Ukrayna’ya doğru uzanmaktadır. Burada kaya yağı  umudu çoktur. Doğu Karadeniz BP ve TPAO ortaklığında aranmaktadır. Bu bölgede Batum’dan Rize’ye doğru uzanan büyük bir eşni(senklinal) yapısı ile karşılaşılmıştır. Rize’de karada akan katran sızıntıları kaya yağının belirtileridir. Azerbaycan’daki benzer yapılar incelenerek, burada kaya yağı aranmalıdır. Kireçtaşları ve kırıntılı birimler içinde kaya yağı olma olasılığı çok yüksektir.

Azerbaycan’ın Kura çukuru Kafkas sıkışma kuşağında yer alır. Hazer denizindeki Tuzlusu (absşaron) çamur yanardağları bol kaya yağı içerir. Bunun Karadenizdeki uzantısı olan Bakü- Kırım ile Bakü- Rize kuşakları Türklerin umududur. Doğu Karadenizdeki kaya yağı arama izini BP-TPAO’ ortaklığınındır.

Karadenizde Yangan Buz Varlığı

Buz yanar mı diyeceksiniz ? Eğer içinde uçun varsa,erirken boşa çıkan uçun yanar.Ülkemizin karasularında var olan aday güre kaynaklarından biri yanar buzdur(yanar buz-Yanar buz). Yanar buz, su ve bataklık uçununun (bataklık uçunu uçunının) uygun ısı ve basınç koşullarında donarak çimge (molekül) olarak birleşiminden oluşur(27). Yapılan bilimsel çalışmalarla Karadeniz’de yaygın yanar buz oluşumları saptanmış bulunmaktadır. Akdeniz’de ve Marmara Denizi’nde  de yanar buz yataklarının varlığı bilinmektedir. Bu durumda, karasularımız  ve akçal (ekonomik) yarar alanlarımızda yer alan yanar buz yataklarının da birincil güre(enerji) kaynağı olarak, doğaluçun üretimi için değerlendirilebileceğini Sayın Prof.Dr. Perincek(27) ve Engin(28) belirtmiştir. Onların çalışmalarından yapılan alıntılarla yanar buzu tanıtmakta ülke yer altı kaynaklarını koruma bakımından büyük yarar görüyorum

 

Yanar Buz Nedir?.Uçun ve su karışımı, yüksek basınç ve düşük sıcaklık altında biçim değiştirerek katı bir özdek oluşturur; buna yanar buz denir. 1930’lu yıllarda beklenmedik bir biçimde doğal yanar buzun boru yollarını tıkamasıyla, yanar buz petrol ve uçun işletmelerinin yeniden gündemine oturmuştur.

 

1-       Yanar buz, güre(enerji) kaynağı olarak kullanılabilir bir güçtür.

2-       Yanar buzla kalık( iklim) karşılıklı etkileşim içindedir.

3-       Yanar buzun köpür (karbon) döngüsü içinde işlevi vardır.

4-       Yanar buzun kaysak(ana kara) yamacında biriken çökellerin duraylılığı üzerinde etkisi vardır(27).

 

Yanar Buz Nerelerde Bulunur?.Yanar buzlar ana kara kıyılarındaki baykal(okyanusal) kökenli çökeller içinde ve ana karaların buz tutmuş(permafrost) alanlarında doğal olarak bulunur. Yanar buzlar baykallarda en az 300 metre derinlikten başlayarak görülürler ve deniz yüzeyinden 1100 metre derinliklere dek varlıklarını sürdürürler. Karaların buz tutmuş alanlarında da  yüzeyden başlıyarak 150 – 2000 metreler arasında yanar buz bulunur(27).

 

Yanar buzlar içlerinde bataklık uçununa (CH4)  ek olarak diğer uçunları da bulundururlar. Bunlar; H 2 S, CO2 olup, bunun yanında daha az oranda diğer kokaklar(hidroköpür (karbon)lar) bulunur. Eğer yanar buz yakılırsa,yanar buz kütlesinde hidrat ayrıştıkça, bataklık uçunu özgür kalıp yanmanın sürekliliğini sağlar, bu sürede kütleden ayrılan su, damlacıklar biçiminde akar. Yanar buzun en yaygın olanı S-1 türü olan kırılca(kristal)lardır. Bu kırılca yapılarının doğada  bulunuşları baykal tabanındaki çökellerde bulunan diril kökenli(biyojenik) uçunun varlığına bağlıdır. Eğer ortamda yeterince  uçun, su varsa ve gerekli basınç-sıcaklık koşulları sağlanmışsa yanar buzlar oluşur. Oluşun yanar buzun korunabilmesi için yüksek basıncın  ve düşük sıcaklığın sürekliliği gerekir. Basıncın düşmesine uygun olarak yanar buz ayrışmaya başlar ve yanıcı bataklık uçunu  ortaya çıkar.

 

Doğal Yanar Buzlar. Yanar buz derin deniz çökelleri içinde ve ayrıca yeryuvarı uçlarındaki buzul alanlarında bulunur. Yanar buzların varlığı  yüksek basınç ve uygun sıcaklığın yanında ortamdaki uçunun, özellikle bataklık uçununun (CH4) oranına bağlıdır. Baykallarda bulunan töz(metal) çökeller içindeki örgensel(organik) gereçlerin ve çöpüklerin(bakterilerin) çökellerdeki CO2 oranını azaltmasına bağlı olarak oluşur. Bataklık uçunu (CH4) üretimi ana kara kıyılarında oldukça yüksektir. Ana kara kıyılarında yüksek oranda çökel birikmesi ve bu ortamdaki yüksek plankton etkinliği ana kara kıyısında biriken çökellerin yüksek oranda örgensel özdek içermesiyle sonuçlanır. Bu ise bu alandaki uçun oluşumunun kaynağını oluşturur. Yanar buzların baykal kıyıları boyunca oluşabildiği gibi, Hazar Denizi, Karadeniz, Akdeniz ve Baykal Gölü’nde de  oluştuğu belirlenmiştir(27, 28).

 

Bunun yanında yerbiçin(jeofizik) yöntemlerle alınan sarsım(sismik) kesitleri kullanılarak da yanar buzun varlığını bulmak olasıdır(28). Yanar buz kuşağı deniz tabanından birkaç yüz metre derinde olabilir. Özetle, BSR yolu üzerinde yanar buz bulunur altında ise özgür uçun vardır. Yanar buzların tanınmasında sarsım dalga tezliği(hızı) önemli bir belirtidir. Yanar buz bulunduran çökellerde sarsım tezliği yüksek, eğer yoksa genellikle sarsım tezliği yavaştır. Çökellerdeki bu biçinsel(fiziksel) ayrılık kullanılarak yanar buz kuşaklarını bulmak olasıdır. Özgür uçunun bulunduğu kuşaklarda ise sarsım tezliği çok düşüktür. Yanar buzun hemen altındaki serbest uçun kuşağında sarsım tezliğinin yavaş olması nedeniyle bu kuşak kolaylıkla tanınır. Özgür uçunun olmadığı alanlarda yanar buz kuşağının altındaki “BSR” ana düzeyini bulmak, birbirini üzerleyen çökellerdeki sarsım tezlik ayrılığının azalması nedeniyle güçleşir.

 Deniz tabanından yükselen uçun kabarcıkları da yanar buzların varlığına gösteren ipuçlarından bir tanesidir. Örnek alınırken görüntü alıcıyla yapılan gözlemlerde ve çözümlemelerde yanar buzlu çökellerin bulunduğu alanda değişik bir yaşantı topluluğunun kümelendiği görülmüştür. Bu çok küçük yaşantılar(mikroorganizmalar)  yüzeyden çıkan bataklık uçunu  güre(enerji) kaynağı ve yiyecek olarak kullanmaktadırlar(27).

 

Yanar buzlar çökel içinde dağınık yada dolu olabileceği gibi birkaç santimetrelik kalın katmanlar biçiminde de olabilmektedir. Kimileyin yanar buz yapıları göz biçiminde incelenerek kamalanmakta, birkaç milimetre ya da santimetre kalınlığındaki çökellerle ardalanmakta yada ağacın dallarına benzer biçimde çökeller içinde yer almakta, yer yer de gözenekli sünger görünümlü  bir yapı oluşturmaktadır(27). Süngere benzer yapılaşmanın nedeni, yukarı doğru yükselen uçun kabarcıklarının çökeller içerisinde bıraktığı boşluklarla ilgilidir. Yanar buzun, yükselen uçun kabarcıklarının oluşturduğu  boşlukların  kıyılarında çağlar boyunca biriktiği sanılmaktadır.

 

1997 yılında bir takım bilim adamı ile birlikte görev yapan  dirim bilimci(biyolog) Bilger Eke ( Doç. Dr.) Charles Fisher, 1800 metre derinlikte ilk kez bataklık uçunu buz kurtçuklarını bulmuş ve bu konuda önemli bilgiler derlemiştir(27). Bu kurtçukların yanar buzların ayrışarak bataklık uçununa dönüştüğü alanlarda doğal uçunu güre(enerji) kaynağı olarak kullandıkları araştırmacılarca belirlenmiştir. Bu işlengen diriller hemen yanar buzların yakınında yaşamlarını sürdükleri için kendilerine bataklık uçunu buz kurtçukları adı verilmiştir.

 

 

Geleceğin Güç Güre Kaynağı .Eğer yanar buzlar diğer önemli birikimlerle karşılaştırılırsa, bunların çok büyük oranlarda örgenik köpür (karbon) içerdiği görülür. Bu nedenle yanar buz, günümüzde, kullanılan kalık (fosil)  yakıtlar bittiğinde, güç güre(enerji) kaynağı olabilir.

 

Buna karşın yangan buz aramaları iki önemli sorunu gündeme getirmektedir. Bunlardan ilki, yanar buzlar üretildiğinde sera etkisi yaratacak olan iki paslatkılı köpür (karbondioksit) açığa çıkacaktır. İkinci olarak, ucuz üretim yöntemi ve çevreye dokunca vermeyecek yöntem bu güne dek geliştirilmiş değildir. Bu iki sorun hem denizlerdeki yanar buzlar hem de yer yuvarı uçlarındaki buz tutmuş alanlarda bulunan yanar buzların üretilmesiyle ilgili olarak gündemdedir. Günümüzde Sibirya’da buz katmanlarından yanar buz üretimi küçük ölçekli de olsa sürdürülmektedir(27). Yakın gelecekte bu tür uçun üretimi çok daha önem kazanabilir.

 

Yanar Buzlarla İlgili Olarak Deniz Altı Yamaçlarının Duraylılığı. Eğer basınç ve sıcaklık değişirse çökel içerisindeki yanar buz değişerek çözülür, deniz tabanındaki çökellerin sıkılığı azalır ve deniz altı yer kaymalarına neden olur. Yer biçin verileri ve deniz yurukları(haritaları), ana kara yamaçlarında değişik boyutlarda ve çok sayıda deniz altı yer kaymalarının var olduğunu gösterir. Ana kara yamacının eğimi artıkça yanar buzun da varlığına bağlı olarak yer kayma oranının arttığı görülür.

 

Yer yüzünde köpür birikimleri değişik oranlarda başka başka biriktireçlerde ( rezervuarlarda) toplanmıştır. Yanar buzlar 10 bin gigaton köpür içerir. Kalık (fosil) yakıtlardaki köpür oranı ise 5 bin gigatondur (1Gigaton=109 ton)

 

Yanar buzun çözülmesine bağlı olarak ana kara kıyılarındaki çökellerde gözenek basıncı artar. Bu ise gözenek oylumunun (hacminin) artmasına ve çökellerin iç dengelerinin azalmasına, akıcı biçime gelmesine ve yamaç boyunca alçaklara doğru yürümesine neden olur. Yanar buzun çözülmesine bağlı olarak BSR düzlemine koşut yüngül( zayıflık) kuşağı oluşur ve bu da deniz altı yer kaymalarını tetikler. Günümüzden en çok 18 bin yıl önce buzul çağı nedeniyle deniz düzeyi bu güne göre 120 metre daha aşağıdaydı. Deniz düzeyinin düşmesi ana kara kıyılarında basıncın düşmesine neden olmuştur. Bu nedenle çökeller içindeki yanar buz çözülmüş ve ana kara kıyılarından derinlere doğru çok sayıda yerkayması olmuştur.

 

Yanar Buzun Çözülmesinin Yeryuvarı Kalığına (İklime) Etkileri. Her ne  ölçüde uçun yuvar (atmosfer) yaklaşık 760 gigaton CO2 toplayabilsede yaklaşık 10 bin gigaton yanar buzdan açığa çıkan bataklık uçunu, uçun yuvarın, uçun toplama özelliğini önemli oranda değiştirecektir(27). Yanar buzdan açığa çıkan bataklık uçununun artması, buzul dönemlerinin sürelerini önemli oranda etkileyebilir.

 

Karadeniz’deki Yanar Buz Aramalarındaki Yerbiçin (Jeofizik) Çalışmalar .Yanar buzlar, doğal uçun olarak da bilinen büyük oranlardaki bataklık uçunu  ve deniz suyunun birleşimiyle oluşan, buz kırılcalarına benzer doğal yapılardır. Su özdecikleri  bu kafes içerisine tutuklanarak yanar buzları oluşturur. Bu aşamada, bilinegelen HC oluşumlarına ek olarak, yanar buz oluşumlarını arama, tanımlama ve yaygınlığını bulmayı amaçlayan bir çalışma yapılması kararlaştırılmıştır. Bunun için de özellikle Karadeniz’de  yapılmış olan  yaklaşık 8,000 km. 2B sarsım ölçüsünün incelenmesi ve bu ereğe yönelik yorumlanmasına başlanmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, atılan sarsım doğrultuları kullanılarak su derinliği ve deniz tabanı biçimi  çıkarılarak, bölgesel ısı akışı ve basınç dağılım yuruklarıyla(haritalarıyla) çakıştırılması sonucunda  yanar buz oluşum  yerleri belirlenecek ve boyutları bulunacaktır(28).

 

Avrupa birliği ülkelerinden İngiltere, ne yazık ki Türkiye Cumhuriyetinden bu alanların çoğunun arama ve çıkarma iznini almıştır. İleride kendi denizimizden çıkarılacak yangan buzun yoksul alıcıları olacağız. İşte, Sayın Başbakan 17 Aralık’ta A.B. masasından kalktıktan sonra Sayın Blair’in koluna girip, gel aşağıya “ balığımızı elimizden kaçırma “ demeğe çalışmasının altında yatan çıkarlardan biri budur.